Reklami Kapat

Reklami Kapat
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Döküman Arşivi
   

Makaleler

10-5.2.4. İnanç Özgürlüğü

Ayrıntılar

10-5.2.4. İnanç Özgürlüğü

Din ve vicdan özgürlüğünün temel boyutu inanç özgürlüğüdür. Buna göre bir insan istediği bir dine inanmak ya da hiçbir dine inanmamak özgürlüğüne sahiptir. İnanç özgürlüğünde, devlet veya birey kimseye inanmak veya inanmamak konusunda baskı yapamaz. İnancından dolayı kınamaya veya ayırıma tabi tutulamaz.

Anayasamızın        24.  maddesine  göre:        “Herkes,  vicdan ,  dini  inanç  ve kanaatlerini  açıklamaya  zorlanamaz;  dini  inanç  ve  kanaatlerinden  dolayı kınanamaz  ve  suçlanamaz.  Kimse…  her ne  surette  olursa  olsun  dini  veya  din duygularını,  yahut  dince  kutsal  sayılan  şeyleri  istismar  edemez  ve  kötüye kullanamaz.” Lâiklik, tüm bu sayılan hususların ve inanç özgürlüğünün teminatı

olarak kabul edilmiş ve Anayasaya devletin temel nitelikleri bölümüne konulmuştur.

Dinimiz, inanç özgürlüğü konusuna nasıl bakar?

 

İslam dini son din olmasına rağmen, insanları İslam’a girmeye zorlamamış, kimseye de zorlama yapmamasını emretmiştir. Zaten zorlama sonunda gerçekleşen iman, Allah katında makbul değildir.

“Dinde  zorlama  yoktur.  Hakikat,  iman  ile küfür apaçık  meydana  çıkmıştır.”(Bakara suresi, 256. ayet)  

“De  ki:  O  Kur’an, Rabb ’inizden  gelen  bir  haktır.  Artık  dileyen  iman  etsin ,  dileyen  inkar etsin…”(Kehf suresi, 29. ayet)

“… Artık kim hidayeti kabul ederse o, ancak kendi faydası için hidayete ermiş, kim de saparsa o da yalnız kendi zararına sapmış olur. Ben  sizin  başınızda  bir  bekçi  değilim.”( Yunus  suresi, 108.  ayet)

“…İslam’a girerlerse  doğru  yolu  bulurlar.  fiayet  yüz  çevirirlerse

artık sana  düşen  ancak tebliğdir. Allah  kullarını görür.” (Âl-i  İmran suresi, 20. ayet)  “Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.” (Kâfirûn suresi, 6. ayet)

 

Kur’an  -  ı Kerim’de  inanç  özgürlüğü  bu  doğrultuda  ele  alınırken,  onun uygulayıcısı olan peygamberimiz  de  bundan  farklı bir  tutum  ortaya  koymamıştır.

Hz. Peygamber hicretten sonra Medine’de Yahudilerle yaptığı  sözleşmeyle şu hükmü koymuştur: “Yahudilerin  dinleri  kendilerine,  müminlerin  dinleri  kendilerinedir.

Buna gerek Mevlâları ve gerekse bizzat kendileri dahildir. ” Yine Hz. Peygamberin Necranlılar ile yaptığı antlaşmada şu madde bulunmaktaydı: “Necranlılar ve  tâbi olanları için, malları, din ve cemaatleri, kiliseleri ve sahip oldukları diğer şeyler hususunda  Allah’ın  himayesi  ve  Muhammed’in  teminatı vardır.” Ayrıca yıllarca inananlara  işkence  eden,  evinden  yurdundan  eden,  savaşlar  açarak İslam’ı ve Müslümanları yok etmek isteyen    putperestlere bile,   Mekke’nin fethi sırasında dokunulmamış, din değiştirmeye zorlanmamıştır. Bu engin hoşgörü ve inanç özgürlüğü sayesinde pek çok müşrik kendiliğinden Müslüman olmuştur.

 

Nitekim tarih boyunca da İslam devletlerinin topraklarında kilise ve havra gibi ibadet yerleri bulunmuş ve sürekli koruma altına alınmıştır. Hz. Ömer, Kudüs’ün Hıristiyan halkına verdiği emânda, onlardan hiçbirinin dinlerini değiştirmek için zorlanmayacağını belirtmiştir.  Üç  kıtaya  hükmeden  Osmanlı  İmparatorluğu  da toprakları üzerindeki başka din mensuplarına karışmamış, özgürce inanmalarını ve ibadet etmelerini sağlamıştır. 

Yorum ekle

   
   
   
   
   
   

Üye Girişi  

   

Dini Mekanlar  

   
   

Kimler Çevrimiçi  

270 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

   
Dosya arşiviniz şu anda 2736 dosya içeriyor. Bu güne kadar, 492607 kere indirildi. Şu Anda sitemizde 1227 makale(Ders notu veya video) bulunmaktadır.Bu Makaleler 315399 defa izlenmiştir.<<23/04/2014>><<00:00>>
   
Yandex.Metrica